TÜRKÇÜLÜK NEDİR?


Osmanlı imparatorluğunun son yıllarında devletin Osmanlı milliyetçiliği veya İslam kardeşliği temellerine dayandırılması fikirleri akımları karşısında, Devletin asıl sahibi olan Türk Milletine dayanması gerektiğini savunanlara Türkçü; onların ilkelerine dayanan akıma da Türkçülük denir.

 

Türkçülük, “Her şey Türk için, Türk’e göre” fikrini savunan Türk Milliyetçiliğinin adıdır. Arap ve Batı Kültürüne karşıdır. Eski Türk kültürüne dönülmesi gerektiğini savunur.

İslam adı altında Arap geleneklerinin Türk Halkına dayatılmasına karşıdır.

 

Devletin kurucu unsur olan Türklere dayanması temelinde ortaya çıkan Türkçülük, daha sonra “Her şey Türk İçin, Türk’e Göre” fikrinin gteliştirilmesiyle tamamen bir Toplumsal Dönüşüm Projesi haline gelmiş ve özellikle Arap, İran ve Kürt kültüründen gelen ilkelliklerin Türk toplum ve kültür hayatından ayıklanarak Ulusal Kültürün yeniden inşasını hedefleyen sosyal-kültürel bir içerik kazanmıştır.

Ziya Gökalp, “her ulusun modernleşmek için Batı’yı örnek almalıdır, ancak Türkler’in Arap kültürünü almalarından önceki kültürlerine bakmalarının yeterli olacaktır” der.

 

Türkçülük, dört kaynaktan gelmektedir:

1. Kökü çok eski olan ve Türk ulusunun bilinç altında yüzyıllardan beri yaşayan milliyetçilik;

2. Tanzimat'tan sonra, Avrupa'daki milliyetçiliklere benzeyen halkçı bir hareketin bizde de tatbik olunmasını isteyen milliyetçilik hareketi;

3.Devletimizin içindeki yabancı unsurların ihaneti dolayısıyle doğan tepki;

4.Türklerin 400 yıldan beri çektikleri büyük sıkıntılar.

Bu dört kaynaktan gelen düşünceler birbiriyle kaynaşıp yoğrularak bugünkü Türkçülük ortaya çıkmıştır. Türkler, Türkçülük ile güçlenecek, kurtulacak, ilerleyecek, yükselecektir.

Bir millet yükselme iradesini taşımazsa, kendine güveni olmazsa, başkalarını taklitten başka bir şey yapamazsa, geçmişiyle övünmezse, başkalarından üstün olmak istemezse, varlık ve devamlılığı için ölümü göze alamazsa, savaştan korkarsa, o millet içinden çürümüş demektir.

 

İnsanlığın tarihinde büyük kasırgalar eskiden zaman zaman gelip geçerdi. Gitgide bu kasırgalar sıklaşıyor. Bu gidişle tarih, ebedi bir kasırgadan ibaret kalacak gibi gözüküyor. Bugün ayakta kalabilmek için eskisi kadar sağlam olmak yetişmiyor. Çok güçlü, çok sağlam, çok sert, çok yürekli olmak gerekiyor. Bunun da bizim için birinci şartı, Milliyetçilik ülküsüne sıkısıkıya yapışmaktır. Şaşıran, ürken, sapıtan milletleri, tarih bağışlamıyor.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !